Yıllar önce Msn ya da Mynet gibi sitelerin chat odalarıyla başladı internet yolculuğum.
Muhtemelen bahsettiğim dönemleri asla bilmeyen yeni kuşak neyden bahsettiğimi bile anlamamış olabilir. Açıkçası bence internetin en keyifli olduğu dönemdi. Microsoft, Skype a yatırım yapacağına MSN messanger'ı odak noktası alsaydı ve WhatsApp gibi hızlıca android ve ios dünyasına entegre edebilseydi belki de şu an o mavi-yeşil logolu programı telefonlarımızda WhatsApp yerine kullanmaya devam edecektik.
Neyse ki zamanla Facebook, Twitter (X), Instagram, Tiktok derken bütün dünyamızı kapsayan kocaman bir sosyal medya furyası ve dünyası oluşmaya başladı. İyi yanları vardır elbette. Bu iyi yanlarını saymaya kalkacak değilim çünkü ben zaten hali hazırda sosyal medya kullanmayı son birkaç yıldır bırakmış birisi olarak karşınızdayım. Bazılarını çok daha erken bıraktım -Facebok gibi- bazılarını ise çok daha yakın dönemde kullanmayı bıraktım. Peki ama neden?
Kitabı okudukça neler yapabileceğimi anladım ve adım adım uygulamaya başladım. Bu kitapla beraber bana başka bir farkındalık katan bir belgesel de ekstra yardımıma yetişti: The Social Dilemma (Toplumsal İkilem).
Bu belgeselle de aslında bu sosyal medya yaratıcılarının algoritma ile nasıl da bizi kendilerine bağladıklarını ve nasıl da o küçücük ekrana bağımlı hale getirdiklerini yani sosyal medyanın hiç de umulduğu gibi masum olmadığını açık seçik bir şekilde dile getiriyordu.
"Okey okey yani benim açımdan bütün parçalar yerine oturdu . Sizler devam edebilirsiniz." Böylece artık kafamda her şeyi oturmuştum. Sabahları uyanır uyanmaz telefon bildirimlerini kontrol etmek, Instagram'daki tüm story ve postları kontrol etmek, paylaştığımız bir gönderiyi insanların ne kadar "like"ladıklarına bakmak, kimlerin beğenmeden geçtiğini görmek, kimin bizi takipten çıktığını, kimlerin eklediğini, DM'den kimlerin yazdığını incelemek... Anlatınca bile gerçek anlamda yoruldum. Bu kitabı okudukça adım adım hesaplarımı sildim, uygulamaları sildim ve gerçekten kullanmam gereken şeyleri kullanmaya karar verdim.
Peki bu kadarcık mı, böyle kolay oldu mu her şey? Hayır tabii ki. Bağımlılıktan söz ediyoruz. O kadar kolay olur mu hiç yansıma dostları. Elbette sancılı bir süreç. Bir kere dondurduğum hesapları belki 2-3 defa yeniden açtım. 1 hafta kullandım ve yine faydasız fikrine dönüp yeniden dondurdum. Gündemi takip ediyorum yalanı ile X'i kullanmaya epey devam ettim ama aslında orada da gündemden çok her şeyi okuduğumu fark ettim ve onu da sildim.
Haber takip edeceksem, gündeme bakacaksam o halde haber uygulaması yeterli gelecektir. Zaten bildirimlerle anlık olarak neler olup bittiğini öğreniyorsun. Instagram desen, kimin nerede olduğu, şu an ne yaptığı, kimlerle olduğu, ne yediği, ne içtiği, ne giydiği benim zerre kadar umurumda olmadığı gibi benim hayatım da onları ilgilendirmiyordu. Mahremiyet duygusu tamamen ortadan kalkmış. Normalde eskiden olsa böyle bir şey çok ürkütücü olurdu ama herkes bunu normalleştirmeye başladı. Benim gündelik hayatımda nerede olduğum ne yaptığım niye insanları bu kadar ilgilendiriyor ki? Neden paylaşma isteği duyuyorum peki? Bu bir "onaylanma" isteği mi? İnsanların onayına, beğenisine neden ihtiyaç duyalım ki yansıma dostları Allah aşkına?
Bütün bu sahtelikler içerisinde kalmak hiç de bana göre bir şey değildi. Bu kitap ve belgeselin de eşliğinde ben o dijital çöplükten kurtuldum ve oldukça da mutluyum. Gündemi kaçırdığım olmuyor mu derseniz elbette ki oluyor. Mesela bazı ünlülerin/influencerların tutukluluğunu çooook sonra tesadüfen duydum. Eee? Bilmeyerek ne kaybetmiştim? Hiçbir şey. Zaten ülkedeki en önemli olayları Bundle gibi uygulamalarla ediniyorum. WhatsApp ile sevdiğim kişilerle ya da iş hayatımdaki insanlarla iletişimde kalabiliyorum. Ancak bunlar günün sadece kısacık bir zamanını kapsıyor ve ben artık kendime oldukça vakit ayırabiliyorum. Keşke diyorum keşke tuşlu telefonlarla devam ediyor olabilseydik. O zamanlar çok daha fazla şey yapabiliyorduk. Zaman bana yetmiyor, 24 saat az geliyor diye düşünüyorsan dön bir hayatına bak derim. O 24 saatin kaç saatini anlamsız ve boş geçiriyorsun. Ondan sonra tekrar karar ver.
Artık doyunca kitap okuyorum, bakın mesela yıllar sonra blog yazmaya geri döndüm, podcast yayınları yapıyorum, eskiden izlemek istediğim ama izleyemediğim dizileri izlemeye başladım. Haftalık olarak takip ettiğim diziler var. Arkadaşlarımla, dostlarımla yan yana geldiğimde biraz da benim zorlamalarımla telefonlarımızı bir kenara bırakıp gerçekten gözlerimizin içine bakarak sohbetler edebiliyoruz.
A.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder