Çarşamba, Haziran 17, 2026

Sevgili Günlük Kültürünün Ölümü ve Yazmanın İyileştirici Gücü

 


Sevgili yansıma dostları, 

Yeniden yeni yazımla sizlerle beraberim. Bakın ben "sevgili yansıma dostları," olarak başlıyorum sözüme. Eskiden, çok eskiden 90'lar nesli "Sevgili günlük" diye başlardı sözlerine. Hatırlayanlar, bilenler ya da zamanında günlükler yazmış insanlar bilir bunun ne olduğunu bunun tadını. Hani o çok basit bir kilit sistemi ile kilitlediğimiz ve güvende tuttuğumuza sonsuz emin olduğumuz ama yastığımızın, yatağımızın altına sakladığımız ya da belki çekmecemize kilitlediğimiz o herkesten gizli tuttuğumuz defteri.

Kimse okusun istemezdik mesela. Çünkü o bizim mahremimizdi. Defterin içerisinde de çok basit, çok çocukça ve hatta çok ergence şeyler yazardık belki de. İlk aşkımızı, platonik olarak uzaktan uzaktan sevdiğimiz çocuğu yazardık. Bize olan en ufak davranışının bizi havalara uçurduğu, bütün günümüzü güzelleştirdiği o anıları. Ya da sınıftan ya da başka sınıftan bir kızla konuştuğunda bile yaşadığımız o derin aşk acılarını :). 

Hatırlıyorum mesela lise 1 de yazdığım günlüğümü ki hâlâ saklı durur. Lise 1 de aşık olduğum çocuğu yazmıştım sayfa sayfa. Şimdi okurken gülüyorum, kendime sevgiler sunuyorum bu kadar güzel sevdiğim için ama sadece ben okuyorum. 

Peki ya şimdi? Artık nerede kaldı o günlükler, kendimize özel tuttuğumuz duygularımız, yaşantılarımız nerede? Kimse görmesin diye sakladığımız bütün duyguları sosyal medyadan bütün dünyaya duyurmaya başladık. Arkadaşlığımız bitince takipten çık, WhatsApp'ten engelle, story olarak bir laf sok mesela. Birini seviyorsan hemen fotoğraf paylaş, arkadaşlarınla profilini incele yorumlar yap. Ee nerede kaldı o mahremiyetler. Eskiden annemiz babamız duymasın, ablamız okumasın, kardeşimiz ispiyonlamasın, ailemiz üzülmesin diye sakladığımız her şeyi neden paylaşıyoruz herkesle. Artık başkalarının duygu ve düşüncelerini mi önemsemiyoruz yoksa? 

İşte bu yüzden yeniden yazmaya başladım ben. Evet belki diyeceksiniz ki sen de blogta yazıp tüm dünyaya açık ediyorsun ama beni kimse görmüyor, kimse tanımıyor ve tabii ki sosyal medya gibi o kadar kişi de okumuyor. Burası benim dijital günlüğüm gibi ama yine de her mahremiyetimi anlatmadığım bir noktası var. 

Mahremiyet önemlidir, herkesin her şeyi bilmesi bir zehirdir. Bugün dostunuza verdiğiniz bir sır, yarın düşman olduğunuzda size silah olarak dönebilir. 

Kendi iyiliğiniz için, sınırlarınızı korumakta dikkatli olun.

Sevgiler,
A.

Hiç yorum yok: