Pazar, Haziran 21, 2026

Yağmurlu bir akşam ve cam kenarında bir ben

 

    Selamlar sevgili yansıma dostları,


    Nasılsınız? Bu soruyu gerçekten içten bir duygu ile soruyorum sizlere. Öylesine bir soru olarak sormuyorum. Bazen sadece lafta kalan küçük bir "nasılsın?" sorusunun gerçekten de sorulmasını bekleriz. O soru bazen hiç gelmez. Biz haykırmak isteriz, sesimizi duyurmak isteriz insanlara. "İyi değilim!" demek isteri ya da "Çok mutluyum!" ancak bu duygularımızı bile paylaşabilecek gerçekten 'içten' bir insan bulamayız.


    Şu an bu yazımı yağmurlu bir akşam üzeri, bir cafenin cam kenarında, yağmurun sesini duyarak; görüntüsünü ve koyu bulutları görerek yazıyorum sizlere. Melankolik bir havada, arka fonda "to know" şarkısı eşliğinde yazıyorum. Son zamanlarda çoğalmak yerine azalmaya çalıştığımı biliyorsunuz o nedenle de çoğu boş bulduğum zamanı kendi kendime geçirmeye başladım ve gerçekten itiraf etmeliyim ki bundan oldukça keyif almaya başladım. 


    Elbette dostlarım, arkadaşlarım, sevdiğim insanlar var. Onlarla da çok fazla zaman geçiriyorum tabii işten güçten vakit bulduğum kadarıyla. Fakat kendi kendime yaptığım vakit geçirmeleri yani yeni dönem terimiyle "self date" bana oldukça iyi geliyor ve beni gerçekten iyileştiriyor. Yazılarımı yazıyorum, podcast için çalışmalarımı yapıyorum, yazacak ya da konuşacak yeni şeyler düşünüyorum mesela. Fikirler üretiyorum. Vakit buldukça kahvemi alıyorum ve dizi ya da film izliyorum ve hatta kitap okuyorum. Eğer bunu gerçekleştirmeyen varsa çok şiddetle öneriyorum. 

    

    Bu durum benim keşfettiğim bir şey değil elbette. Psikolog bir arkadaşımın da şiddetle önerdiği bir şey. Hatta mümkünse bu süreçte yazılar yazın, duygularınızı bir kağıda yazın sonra yırtıp atın ya da etrafı yakmayacaksanız bir kibrit çakın ve bırakın yansın. :) O ateşle birlikte bütün duygularınızdan arındığınızı düşünün. Ya da benim gibi kendinize bir blog açın ve oraya yazın dostlar ancak amacınız okunmak değil yazmak olsun. Bırakın okumak isteyen okur zaten. Kime okumasa bile yıllar sonra siz açar okursunuz ben neler yaşamışım, ben nelerden geçmişim diye. Adeta bir dijital günlük gibi. 


    Biliyorum son zamanlarda oldukça melankolik ve ciddi yazılar yazdığımı ben de fark ettim. Belki de o eski, filtresiz ve komik kızı arıyor gözleriniz ama emin olun hâlâ aynı kişiyim ancak son zamanlarda belki de ben de melankolik anlar yaşıyorum o nedenle o mizahı henüz yakalayamadık ama emin olun biraz daha mizah yoğunluğumun yüksek olduğu zamanda istediğiniz ruhu bulabileceğinizi düşünüyorum. 


    Haydi bakalım siz de yazmaya başlayın. Belki de blog açarsanız bana yorumda linkini bırakırsınız ben de sizlerin bloglarına bakabilirim böylece. :) 


    Sevgiler,

    A.

Hiç yorum yok: